Karstik Yer Şekilleri: Oluşumu, Türleri ve Örnekleri

Karstik yer şekilleri, suyun kolay çözünebilen kayaçlar üzerinde ve içinde oluşturduğu doğal biçimlerdir. Kayalardaki küçük oluklardan geniş ovalara, derin obruklardan kilometrelerce uzanan mağaralara kadar farklı büyüklüklerde görülebilir.

Türkiye’nin yeryüzü şekilleri içinde önemli bir yere sahip olan bu oluşumlar özellikle kalkerli alanlarda yaygındır. Bununla birlikte jips ve kaya tuzu gibi suda çözünebilen kayaçlar üzerinde de karstlaşma gelişebilir.

Karstik Yer Şekilleri Nedir?

Karstik yer şekilleri, çözünebilen kayaçların suyla kimyasal tepkimeye girerek zamanla aşınması veya sudaki çözünmüş minerallerin yeniden birikmesi sonucunda oluşur.

Bu şekillerin meydana geldiği alanlara karstik arazi denir. Karstik arazilerde yüzeydeki sular çatlaklardan yer altına sızdığı için sürekli akarsular az olabilir. Buna karşılık yer altı akışları, mağaralar ve karstik kaynaklar yaygınlaşabilir.

Karstlaşma çoğu zaman “aşınma” olarak anlatılsa da temel süreç fiziksel parçalanmadan çok kimyasal çözünmedir. Ancak çatlakların genişlemesi, mağara tavanlarının çökmesi ve akarsuların taşıdığı malzemeler de arazinin biçimlenmesine katkıda bulunabilir.

Karstik Yer Şekilleri Nasıl Oluşur?

Karstlaşmanın başlayabilmesi için yalnızca çözünebilen bir kayaç bulunması yeterli değildir. Suyun kayaya ulaşması, çatlaklarda hareket etmesi ve bu sürecin uzun süre devam etmesi gerekir.

Yağmur suyunun kalker çatlaklarından sızarak karstik boşluklar

Suyun Kayaçları Çözmesi

Yağmur suyu atmosferden ve topraktan karbondioksit alır. Böylece kayaçları yavaşça çözebilen hafif asitli bir özellik kazanır.

Bu su kalker içindeki çatlaklara girdiğinde kayacı oluşturan minerallerin bir bölümünü çözer. Başlangıçta çok dar olan çatlaklar zamanla genişler. Su daha derine ilerledikçe yer altı kanalları, boşluklar ve mağaralar gelişebilir.

Karstik şekiller kısa sürede ortaya çıkmaz. Kayaç türü, çatlakların yoğunluğu, su miktarı, bitki örtüsü, sıcaklık ve arazinin eğimi oluşum hızını birlikte etkiler.

Hangi Kayaçlarda Karstlaşma Görülür?

Karstlaşmanın en yaygın görüldüğü kayaç kalkerdir. Kalsiyum karbonat bakımından zengin olan kalker, doğal sularla yavaşça çözünebilir.

Karstik şekiller şu kayaçlarda da oluşabilir:

  • Dolomit
  • Jips
  • Kaya tuzu
  • Mermer

Bu kayaçların çözünme hızları ve arazide oluşturdukları şekiller aynı değildir. Özellikle kaya tuzu ve jips, kalkere göre daha hızlı çözünebilir. Ancak bu kayaçların bulunduğu her yerde belirgin karstik şekiller gelişeceği söylenemez. Kayaçların kalınlığı, çatlaklı yapısı, iklim ve su dolaşımı da önemlidir.

Karstik Aşınım Şekilleri

Suyun çözünebilen kayaçları aşındırması hem yüzeyde hem de yer altında çeşitli şekiller oluşturur. Bunların bir bölümü küçük oluklardan, bir bölümü ise geniş kapalı çukurluklardan meydana gelir.

Lapya, dolin, uvala, polye, düden ve obruk şekillerinin karşılaştırılması

Lapya

Lapya, karstik arazilerin en küçük ve en yaygın yüzey şekillerinden biridir. Yağmur ve eriyen kar sularının çıplak kalker yüzeyini çözmesiyle oluşan küçük oluklar, kanallar ve keskin çıkıntılardır.

Bazı lapyalar birbirine paralel ince çizgiler hâlindedir. Bazıları ise düzensiz çukurlar ve keskin kaya yüzeyleri oluşturur. Bu nedenle yoğun lapyaların bulunduğu alanlarda yürümek zor olabilir.

Dolin

Dolin, karstik arazilerde görülen kapalı çukurluklardır. Genellikle daireye veya oval bir biçime yaklaşırlar. Boyutları ve derinlikleri bulundukları arazinin özelliklerine göre değişir.

Dolinler kayaçların yüzeyden çözünmesiyle gelişebileceği gibi yer altındaki bir boşluğun üzerindeki malzemenin çökmesiyle de oluşabilir. Sular çoğu zaman dolinlerin tabanından yer altına geçer.

Uvala

Uvala, dolinden daha geniş ve daha düzensiz bir karstik çukurluktur. Yakın dolinlerin zamanla genişleyerek birbirine yaklaşması uvala oluşumuna katkıda bulunabilir.

Ancak bütün uvalalar yalnızca dolinlerin birleşmesiyle meydana gelmez. Kayaçların yapısı, kırık hatları ve yer altı su sistemi de şeklin gelişimini etkileyebilir.

Polye

Polye, karstik alanlardaki geniş ve tabanı genellikle düz kapalı çukurluklara verilen addır. Çevresi çoğu zaman dik veya belirgin yamaçlarla kuşatılmıştır.

Polyelerin tabanında çözünmeyen malzemeler ve alüvyonlar birikebilir. Bu nedenle uygun koşullara sahip polye tabanları tarım alanı olarak kullanılabilir. Suyu yer altına aktaran kanalların tıkanması veya yağışın artması durumunda bazı polyelerde geçici su baskınları yaşanabilir.

Elmalı, Kestel ve Tefenni çevresindeki düzlükler Türkiye’de polye örneklerinin görüldüğü alanlardandır.

Düden

Düden, yüzey sularının yer altına geçtiği doğal açıklıktır. Bir akarsu düdene ulaştığında yüzeyden kaybolabilir ve yoluna yer altında devam edebilir.

Düdenler, karstik arazilerde yüzey suları ile yer altı su sistemleri arasındaki bağlantıyı sağlar. Bu bağlantı nedeniyle yüzeydeki kirleticiler de kısa sürede yer altına ulaşabilir.

Obruk

Obruk, çevresine göre derin ve dik kenarlı karstik çukurluktur. Bazı obruklar kayaçların çözünmesiyle yavaşça gelişir. Bazıları ise yer altındaki boşlukların tavanının çökmesiyle ortaya çıkar.

Bu nedenle her obruğun aynı biçimde oluştuğunu söylemek doğru değildir. Kayaç yapısı, yer altı su düzeyi, doğal çatlaklar ve insan faaliyetleri birlikte etkili olabilir.

Mersin’deki Cennet ve Cehennem obrukları ile Konya çevresindeki obruklar Türkiye’nin tanınmış örnekleri arasındadır. Konya’daki güncel obruk oluşumlarında doğal karstik yapı ile yer altı su düzeyindeki değişimlerin etkileri birlikte değerlendirilir.

Kör Vadi

Kör vadi, akarsuyun bir düdenden yer altına geçmesi nedeniyle belirgin bir çıkışı bulunmayan vadidir. Vadi yüzeyde sona ermiş gibi görünür ancak su yer altındaki kanallarda akmayı sürdürür.

Kör vadiler, yüzey şekilleri ile yer altı drenajının birbirinden bağımsız olmadığını gösteren belirgin karst oluşumlarıdır.

Yer Altındaki Karstik Şekiller

Karstlaşmanın önemli bir bölümü yer altında gerçekleşir. Yüzeyden sızan sular, kaya çatlaklarını genişleterek birbirine bağlı boşluklar ve kanallar meydana getirebilir.

Mağaralar

Mağaralar, kayaç içindeki çatlak ve boşlukların su tarafından genişletilmesiyle oluşabilir. Başlangıçta dar olan kanallar, çözünmenin sürmesiyle insanların girebileceği büyüklüğe ulaşabilir.

Mağaraların içinde galeriler, kuyular, dar geçitler, yer altı akarsuları ve göller bulunabilir. Ancak her mağara karstik değildir. Lav akıntıları, dalgalar ve farklı jeolojik süreçler de mağara oluşturabilir.

Damlataş Mağarası, İnsuyu Mağarası ve Dupnisa Mağarası Türkiye’de bilinen karstik mağara örneklerindendir. Türkiye’nin mağaraları doğal oluşumlarının yanında arkeoloji, turizm ve canlı yaşamı bakımından da önem taşır.

Yer Altı Akarsuları ve Karstik Kaynaklar

Karstik arazide yer altına giren su, çatlaklar ve mağara sistemleri içinde hareket edebilir. Bu suların yeniden yüzeye çıktığı yerlere karstik kaynak denir.

Karstik kaynakların su miktarı yağışlara bağlı olarak kısa sürede değişebilir. Çünkü su, bazı karst sistemlerinde geniş çatlak ve kanallar boyunca hızlı hareket eder.

Karstik akiferler ve yer altı suları birlikte ele alındığında yüzeydeki bir kirlenmenin uzak bir kaynağı kısa sürede etkileyebileceği görülür. Akifer, suyu depolayan ve ileten yer altı kaya veya tortul tabakasıdır.

Karstik Birikim Şekilleri

Karstik sular yalnızca kayaçları çözmez. Taşıdıkları mineralleri uygun koşullarda yeniden bırakarak birikim şekilleri de oluşturur.

Sarkıt, dikit, sütun ve travertenlerin mineral birikimiyle oluşumu

Sarkıt, Dikit ve Sütun

Mağara tavanından damlayan su, taşıdığı kalsiyum karbonatın bir bölümünü tavanda bırakır. Zamanla tavandan aşağı doğru büyüyen oluşuma sarkıt denir.

Damlaların mağara tabanına düşmesiyle burada da mineral birikimi gerçekleşir. Tabandan yukarı doğru büyüyen şekil dikittir.

Sarkıt ile dikit zamanla birleşirse sütun meydana gelir. Mağaralarda perde, akmataşı ve damlataşı havuzu gibi başka birikim şekilleri de görülebilir.

Bu oluşumlar çok yavaş geliştiği ve kolayca zarar görebildiği için mağara ziyaretlerinde dokunulmaması gerekir.

Traverten

Traverten, kalsiyum karbonat bakımından zengin suların yüzeye çıktıktan sonra mineral bırakmasıyla oluşan karstik birikim şeklidir.

Suyun sıcaklığı, akış biçimi, gaz kaybı, yüzey eğimi ve canlı etkinlikleri birikimin görünümünü etkileyebilir. Bu nedenle bütün travertenler aynı renk ve biçimde değildir.

Pamukkale travertenleri, sıcak kaynak sularının yamaç boyunca akarken kalsiyum karbonat biriktirmesiyle gelişmiştir. Beyaz teraslar ve sığ havuzlar, su akışı ile mineral birikiminin birlikte meydana getirdiği hassas oluşumlardır.

Türkiye’de Karstik Yer Şekilleri

Türkiye’nin fiziki coğrafyası, farklı kayaçların ve yer şekillendirici süreçlerin bir arada görülmesini sağlar. Karstik araziler özellikle kalkerin geniş alan kapladığı bölgelerde belirgindir.

Akdeniz Bölgesi

Türkiye’de karstik şekillerin en yaygın olduğu alan Akdeniz Bölgesi’dir. Toros Dağları’nın batı ve orta kesimlerinde kalın kalker tabakaları geniş yer kaplar.

Teke ve Taşeli platolarında lapya, dolin, uvala, polye, düden, obruk ve mağara gibi çok sayıda karstik şekil bulunur. Yüzeydeki suların hızla yer altına geçmesi, bazı alanlarda yüzey akışını sınırlandırır.

İç Anadolu ve Diğer Alanlar

Konya’nın Obruk Platosu, derin karstik çukurluklarıyla tanınır. İç Anadolu’nun bazı kesimlerinde kalkerin yanında jips ve kaya tuzuna bağlı karstlaşma da görülebilir.

Sivas ve Çankırı çevresindeki jipsli arazilerde çözünme şekilleri gelişmiştir. Karstik oluşumlara Ege, Marmara, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu’nun uygun kayaçların bulunduğu bazı kesimlerinde de rastlanır.

Dünyadan Karstik Arazi Örnekleri

Karstik araziler dünyanın farklı iklim kuşaklarında görülebilir. Ancak kayaç yapısı, yağış, sıcaklık ve bitki örtüsü değiştiği için her bölge aynı görünüme sahip değildir.

Kras Platosu

“Karst” adı, Slovenya ile İtalya arasındaki Kras veya Carso olarak bilinen kalkerli bölgeden gelir. Buradaki mağaralar, dolinler ve yer altı akışları karst araştırmalarının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Guilin Karst Dağları

Çin’deki Guilin karst dağları, dik yamaçlı kuleleri ve bu kulelerin arasından geçen Li Nehri ile tanınır. Sıcak ve yağışlı koşullar, kalın kalker tabakaları ve uzun süreli çözünme bölgenin bugünkü görünümünün oluşmasına katkıda bulunmuştur.

Bu örnek, bütün karstik arazilerin yalnızca çukurlardan oluşmadığını gösterir. Çözünmeden geriye kalan dirençli kalker kütleleri de belirgin tepeler ve kuleler meydana getirebilir.

Karstik Alanların Önemi ve Taşıdığı Riskler

Karstik bölgeler su kaynakları, doğal yaşam, turizm ve bilimsel araştırmalar bakımından değerlidir. Bununla birlikte bu arazilerin hassas yapısı bazı riskleri de beraberinde getirir.

Karstik arazide yüzey suyu, yer altı kanalları, kaynak ve obruk riski arasındaki bağlantı

Su Kaynakları

Karstik kayaçlardaki çatlak ve boşluklar önemli miktarda yer altı suyu barındırabilir. Karstik kaynaklar birçok yerleşmenin içme ve kullanma suyu ihtiyacına katkı sağlar.

Ancak suyun geniş kanallarda hızlı hareket etmesi doğal süzülmeyi sınırlandırabilir. Tarımsal kimyasallar, atık sular ve yüzeydeki diğer kirleticiler yer altı su sistemine kolayca ulaşabilir.

Çökme ve Yapılaşma Riski

Yer altında boşlukların bulunduğu karstik arazilerde zemin her yerde aynı dayanıklılığa sahip değildir. Doğal çözünme, yer altı su seviyesindeki değişimler, aşırı su çekimi veya ağır yapılaşma çökme tehlikesini artırabilir.

Bu nedenle karstik alanlarda bina, yol, baraj veya başka büyük yapılar planlanmadan önce ayrıntılı jeolojik ve hidrojeolojik inceleme yapılması gerekir.

Karstik Alanların Korunması

Karstik alanların korunması yalnızca mağara girişlerinin kapatılmasıyla sağlanamaz. Yüzeydeki faaliyetler, yer altındaki su ve mağara sistemlerini doğrudan etkileyebilir.

Koruma çalışmaları şu konuları birlikte ele almalıdır:

  • Yer altı suyu kullanımının izlenmesi
  • Atık suların ve tarımsal kirleticilerin kontrolü
  • Obruk tehlikesi bulunan alanların belirlenmesi
  • Mağara ekosistemlerinin korunması
  • Ziyaretçi yoğunluğunun yönetilmesi
  • Yapılaşmadan önce zemin incelemesi yapılması

Sözün Kısası

Karstik yer şekilleri, çözünebilen kayaçlarla su arasındaki uzun süreli etkileşimin sonucudur. Lapya, dolin, uvala, polye, düden, obruk ve mağara çözünme süreçleriyle; sarkıt, dikit, sütun ve traverten ise mineral birikimiyle gelişir.

Bu oluşumlar yalnızca ilgi çekici doğal manzaralar değildir. Yer altı sularını, akarsu ağlarını, tarımı, yerleşmeyi, turizmi ve yapı güvenliğini de etkiler.

Karstik arazilerin yüzeyi ile yer altı birbirine bağlıdır. Bu nedenle su kullanımı, kirlilik kontrolü, yapılaşma ve doğal alanların korunması birlikte planlanmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Karstik yer şekilleri en çok hangi kayaçta oluşur?

En yaygın olarak kalker üzerinde oluşur. Dolomit, jips, kaya tuzu ve mermer gibi çözünebilen kayaçlarda da karstlaşma görülebilir.

Lapya ile dolin arasındaki fark nedir?

Lapya, kaya yüzeyindeki küçük oluk ve çıkıntılardır. Dolin ise çevresine göre daha geniş, kapalı bir karstik çukurluktur.

Her obruk mağara tavanının çökmesiyle mi oluşur?

Hayır. Bazı obruklar yer altındaki boşlukların çökmesiyle, bazıları ise kayaçların yüzeyden ve yer altından çözünmesiyle gelişir.

Mağaralardaki sarkıt ve dikitler nasıl oluşur?

Tavandan damlayan suyun taşıdığı mineralleri bırakmasıyla sarkıtlar tavandan aşağı, dikitler tabandan yukarı doğru büyür. Birleştiklerinde sütun oluşur.

Traverten aşınım mı, birikim şekli midir?

Traverten bir karstik birikim şeklidir. Mineral bakımından zengin suların yüzeyde kalsiyum karbonat bırakmasıyla meydana gelir.

Karstik alanlarda akarsu neden az olabilir?

Yüzey suları çatlaklar ve düdenler aracılığıyla yer altına geçtiği için yüzeyde sürekli akan akarsular azalabilir. Su, yer altı kanallarında ilerleyerek başka bir yerde kaynak olarak çıkabilir.

Karstik arazilerde yapılaşma neden dikkatli planlanmalıdır?

Yer altındaki boşluklar ve değişken zemin yapısı çökme riski oluşturabilir. Bu nedenle yapılaşmadan önce jeolojik ve hidrojeolojik inceleme gerekir.

Bir Cevap Yazın

Kamil Uğraş Türkoğlu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin