Göller: Oluşumu, Türleri ve Coğrafi Özellikleri

Göller, karalar üzerindeki çukur alanlarda biriken su kütleleridir. Okyanus ve denizlerden farklı olarak çoğunun açık denizlerle doğrudan bağlantısı bulunmaz. Bununla birlikte oluşum biçimleri, büyüklükleri, derinlikleri ve sularının kimyasal özellikleri birbirinden oldukça farklıdır.

Tektonik hareketler, volkanizma, buzullar, akarsular ve karstlaşma gibi doğal süreçler yeryüzünde çeşitli göl çanakları meydana getirir. Bu alanlarda biriken sular zamanla kendine özgü ekosistemlerin oluşmasını sağlar.

Bu doğal su alanları; iklim, yer şekilleri, biyolojik çeşitlilik ve insan faaliyetleriyle yakından ilişkilidir. İçme suyu, sulama, balıkçılık, turizm ve enerji üretimi gibi birçok alanda da önem taşırlar.

Göl Nedir?

Göl, kara yüzeyindeki doğal bir çanak içerisinde birikmiş su kütlesidir. Tatlı, tuzlu ya da sodalı olabilir.

Bir su kütlesinin özelliklerini yalnızca büyüklüğü belirlemez. Bulunduğu havzanın iklimi, jeolojik yapısı, beslenme kaynakları, buharlaşma miktarı ve dışarıya akışının bulunup bulunmaması da önemlidir.

Başlıca beslenme kaynakları şunlardır:

  • Yağışlar
  • Akarsular
  • Yer altı suları
  • Kar ve buz erimeleri
  • Kaynak suları

Su kaybı ise buharlaşma, yer altına sızma veya dışarıya akış yoluyla gerçekleşebilir.

Nasıl Oluşurlar?

Bir su birikiminin ortaya çıkabilmesi için öncelikle suyun toplanabileceği bir çanağın bulunması gerekir. Bu çanaklar farklı jeolojik ve jeomorfolojik süreçlerle meydana gelir.

Bu nedenle doğal su alanları oluşum kökenlerine göre sınıflandırılır.

Tektonik Kökenli Olanlar

Yer kabuğundaki kırılma, çökme ve diğer tektonik hareketler sonucunda oluşan çanaklarda su birikmesiyle meydana gelirler.

Bu tür çanaklar oldukça geniş ve derin olabilir. Dünyanın en derin tatlı su alanlarından biri olan Baykal, tektonik kökenli önemli örneklerden biridir.

Türkiye’de de tektonik hareketlerin etkisiyle oluşmuş çok sayıda doğal su alanı bulunmaktadır.

Volkanik Kökenli Olanlar

Volkanik faaliyetlerin meydana getirdiği krater, kaldera veya patlama çukurlarında su birikmesiyle oluşurlar.

Bazı volkanların kraterleri zaman içinde yağış ve yer altı sularıyla dolar. Bu alanlar genellikle belirgin bir çanak biçimine sahiptir.

Volkanlardan çıkan lavların bir vadinin önünü kapatması da başka bir oluşum mekanizmasıdır.

Buzul Kökenli Olanlar

Buzulların aşındırdığı çanaklarda ya da biriktirdiği malzemelerin gerisinde su toplanmasıyla meydana gelirler.

Özellikle geçmişte yoğun buzullaşma yaşanan bölgelerde yaygındırlar. Kanada, Finlandiya ve İskandinavya’daki çok sayıdaki su alanının oluşumunda buzullar önemli rol oynamıştır.

Karstik Kökenli Olanlar

Kireç taşı, jips ve kaya tuzu gibi çözünebilen kayaçların bulunduğu bölgelerde görülür.

Karstlaşma sonucunda meydana gelen dolin, uvala veya polye gibi çukurların suyla dolması bu tür oluşumlara yol açabilir.

Türkiye’de Toroslar ve çevresindeki karstik alanlarda çeşitli örneklerine rastlanır.

Akarsu Faaliyetleriyle Oluşanlar

Akarsuların aşındırma ve biriktirme faaliyetleri bazı su çanaklarının ortaya çıkmasını sağlar.

Bir akarsuyun yaptığı menderesin ana yataktan kopması sonucunda hilal biçimli su alanları gelişebilir. Akarsuların taşıdığı alüvyonların bir vadinin önünü kapatması da benzer biçimde su birikmesine yol açabilir.

Doğal Setlerin Rolü

Bazı alanlarda bir vadinin önü doğal bir engelle kapanır. Akışın kesilmesiyle setin gerisinde su birikmeye başlar.

Setin oluşum nedeni farklı olabileceği için bu grup kendi içinde çeşitli alt türlere ayrılır.

Heyelan Seti

Heyelan sırasında hareket eden toprak ve kaya kütleleri bir vadinin önünü kapatabilir. Akarsuyun akışı kesildiğinde geride su birikir.

Tortum ve Sera bu oluşum biçiminin Türkiye’deki tanınmış örneklerindendir.

Volkanik Set

Lav akıntılarının bir vadinin önünü kapatması sonucunda meydana gelir. Akışın engellenmesiyle lav setinin arkasında su toplanır.

Alüvyal Set

Akarsuların taşıdığı kum, çakıl ve diğer alüvyal malzemelerin birikerek doğal set oluşturması sonucunda gelişir.

Kıyı Seti

Dalga ve kıyı akıntılarının taşıdığı kum ve çakılların bir koyun önünü kapatmasıyla denizden ayrılan sığ su alanları ortaya çıkabilir.

Bunlara lagün veya deniz kulağı adı da verilir.

Büyükçekmece ve Küçükçekmece bu oluşuma örnek gösterilebilir.

Moren Seti

Buzulların taşıdığı malzemelerin birikmesiyle meydana gelen moren setlerinin arkasında su toplanması sonucunda oluşur.

Bu tür şekiller geçmişte buzullaşmaya uğramış bölgelerde daha yaygındır.

İnsan Eliyle Oluşturulan Su Alanları

Her su birikimi doğal süreçlerin sonucu değildir. Akarsular üzerine baraj yapılmasıyla geniş yapay rezervuarlar meydana getirilebilir.

Baraj gölleri farklı amaçlarla kullanılır:

  • Hidroelektrik enerji üretimi
  • Tarımsal sulama
  • İçme ve kullanma suyu sağlama
  • Taşkın kontrolü
  • Bazı alanlarda rekreasyon

Bu alanlar doğal bir oluşumdan çok, insanın su kaynaklarını yönetmesi sonucunda ortaya çıkar.

Açık ve Kapalı Havza Farkı

Bir su kütlesinin dışarıya akışının bulunup bulunmaması, özellikle kimyasal özellikleri üzerinde belirleyicidir.

Açık Havza

Fazla suyunu bir akarsu aracılığıyla başka bir havzaya veya denize ulaştırabilen sistemlere açık havza denir.

Çözünmüş mineraller suyla birlikte dışarı taşınabildiğinden bu tür alanlarda tuzluluk çoğunlukla düşüktür.

Kapalı Havza

Sularını denize ulaştıramayan alanlara kapalı havza adı verilir. Bu sistemlerde su kaybının önemli bölümü buharlaşma yoluyla gerçekleşebilir.

Su buharlaşırken çözünmüş mineraller geride kalır. Bu nedenle özellikle kurak ve yarı kurak iklimlerde tuzluluk zaman içinde artabilir.

Ancak kapalı havzada bulunmak, suyun mutlaka çok tuzlu olacağı anlamına gelmez. Yağış miktarı, kayaç yapısı ve beslenme kaynakları da önemlidir.

Suyun Kimyasal Özellikleri Neden Değişir?

Tatlılık veya tuzluluk büyük ölçüde su bütçesiyle ilişkilidir.

Sürekli beslenen ve fazla suyunu dışarıya aktarabilen sistemlerde mineral birikimi sınırlıdır. Bu nedenle sular çoğunlukla tatlıdır.

Kurak bölgelerde ise buharlaşma güçlü olabilir. Su atmosfere karışırken çözünmüş tuzların büyük bölümü geride kalır ve zaman içinde mineral yoğunluğu yükselir.

Tuz Gölü bunun Türkiye’deki belirgin örneklerinden biridir.

Van Gölü’nün sodalı yapısında ise kapalı havza koşullarının yanı sıra çevredeki jeolojik özelliklerin de etkisi vardır.

Su Seviyesi Neden Değişir?

Bu doğal sistemler ilk bakışta durağan görünse de sürekli değişir.

Bir alana giren ve buradan çıkan su miktarı arasındaki ilişki su bütçesi olarak adlandırılır.

Yağışların azalması, sıcaklıkların yükselmesi ve buharlaşmanın artması su seviyesinin düşmesine yol açabilir. Besleyici akarsuların debisinin azalması da benzer sonuç doğurur.

Yağışlı dönemlerde ise su miktarı artabilir ve kıyı çizgisi genişleyebilir.

İnsan faaliyetleri de bu dengeyi değiştirebilir. Özellikle tarımsal sulama amacıyla yoğun su kullanılması ve yer altı suyunun aşırı çekilmesi kapalı havzalarda ciddi sorunlar yaratabilir.

Dünya Üzerindeki Dağılış

Göller Dünya üzerinde eşit dağılmamıştır. Bazı bölgelerde binlerce doğal su alanı bulunurken başka bölgelerde sayıları oldukça azdır.

Bu dağılış üzerinde başlıca şu faktörler etkilidir:

  • Jeolojik yapı
  • Geçmiş tektonik hareketler
  • Buzullaşma
  • İklim
  • Yer şekilleri
  • Akarsu sistemleri

Kanada ve Finlandiya’daki yoğunluk büyük ölçüde geçmiş buzul faaliyetleriyle ilişkilidir.

Doğu Afrika’daki büyük su çanaklarının önemli bölümü ise tektonik kırılmalar sonucunda gelişmiştir.

Kurak ve yarı kurak bölgelerde kapalı havzalar daha yaygın olduğundan tuzlu ve sığ su alanlarına sıkça rastlanabilir.

Ekolojik Önemi

Tatlı ve tuzlu su ekosistemleri çok sayıda canlı türüne yaşam ortamı sağlar.

Balıklar, su kuşları, amfibiler, sucul bitkiler ve mikroorganizmalar bu sistemlerin temel bileşenleridir. Kıyıdaki sazlıklar ve sulak alanlar da biyolojik çeşitlilik açısından önemli habitatlardır.

Özellikle göçmen kuşlar için beslenme, dinlenme ve üreme alanları büyük önem taşır.

Bu nedenle su alanlarının korunması yalnızca su kaynaklarının değil, çevredeki bütün ekosistemin korunması anlamına gelir.

İnsanlar İçin Taşıdığı Değer

Göller tarih boyunca yerleşme ve ekonomik faaliyetler açısından önemli olmuştur.

Tatlı su temini, tarımsal sulama ve balıkçılık en yaygın kullanım alanları arasındadır. Büyük ve uygun özellikteki alanlarda ulaşım yapılabilir.

Doğal güzellikleri nedeniyle turizm ve rekreasyon faaliyetleri de gelişebilir.

Ancak kaynaklardan yararlanırken su bütçesinin korunması gerekir. Besleyici akarsulardan aşırı miktarda su alınması, uzun vadede kıyı çizgisinin gerilemesine ve ekosistemin bozulmasına neden olabilir.

Başlıca Çevresel Sorunlar

Doğal su sistemleri çevrelerindeki faaliyetlerden doğrudan etkilenir.

Tarım alanlarından taşınan gübre ve pestisitler su kalitesini bozabilir. Evsel ve endüstriyel atıklar da önemli kirlenme kaynaklarıdır.

Besin maddelerinin aşırı artması ötrofikasyon adı verilen sürece neden olabilir. Bu durumda algler hızla çoğalabilir ve sudaki oksijen miktarı azalabilir.

Başlıca tehditler şunlardır:

  • Su kirliliği
  • Aşırı su tüketimi
  • Tarımsal baskı
  • Kontrolsüz kentleşme
  • Kıyı alanlarının değiştirilmesi
  • İklim değişikliği
  • Havzadaki doğal bitki örtüsünün bozulması

Bu nedenle koruma çalışmalarında yalnızca kıyı alanı değil, bütün su toplama havzası dikkate alınmalıdır.

Coğrafi Açıdan Neden Önemlidir?

Bu doğal oluşumlar bir bölgenin geçmişi ve bugünkü çevre koşulları hakkında önemli bilgiler verir.

Örneğin buzul kökenli su alanları geçmişte buzullaşmanın etkili olduğunu gösterirken tektonik kökenli olanlar yer kabuğu hareketlerinin izlerini taşır.

Tabandaki tortullar da geçmiş dönemlerin iklimi, bitki örtüsü ve çevresel koşulları hakkında veri sağlayabilir.

Dolayısıyla bu alanlar yalnızca günümüzde kullanılan su kaynakları değil, aynı zamanda coğrafi geçmişin doğal kayıtlarıdır.

Sözün Kısası

Göller farklı jeolojik ve jeomorfolojik süreçler sonucunda meydana gelir. Tektonik hareketler, volkanizma, buzullar, karstlaşma, akarsular ve doğal setler başlıca oluşum mekanizmalarıdır.

Bir su kütlesinin tatlı, tuzlu veya sodalı olması ise iklim, kayaç yapısı, beslenme kaynakları ve dışarıya akış koşullarıyla yakından ilişkilidir.

Bu sistemlerin korunabilmesi için yalnızca su yüzeyine odaklanmak yeterli değildir. Havzanın tamamındaki su kullanımı, tarım, yerleşme ve diğer insan faaliyetleri birlikte değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Göl ile deniz arasındaki temel fark nedir?

Göl, kara üzerindeki bir çanakta yer alan ve genellikle okyanus sistemine doğrudan bağlı olmayan su kütlesidir. Denizler ise okyanuslarla bağlantılı daha geniş tuzlu su alanlarıdır.

Dünyanın en derin örneği hangisidir?

Rusya’daki Baykal Gölü, yaklaşık 1.642 metrelik maksimum derinliğiyle dünyanın en derin gölüdür.

Bazı sular neden tuzludur?

Dışarıya akışın olmadığı havzalarda su buharlaşırken çözünmüş mineraller geride kalır. Bu süreç uzun süre devam ettiğinde tuzluluk artabilir.

Türkiye’nin en büyük gölü hangisidir?

Yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük doğal gölü Van Gölü’dür.

Tuz Gölü neden bu kadar tuzludur?

Kapalı havzada bulunması, yağışın sınırlı ve buharlaşmanın güçlü olması mineral birikimini artırır.

Baraj gölü doğal mıdır?

Hayır. Baraj gölleri, akarsuların önüne insan eliyle set yapılması sonucunda oluşan yapay su alanlarıdır.

Bir Cevap Yazın

Kamil Uğraş Türkoğlu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin