Emile Durkheim ve Toplumsal Dayanışma

Bir toplumda milyonlarca insan birbirini hiç tanımadan yaşar. Buna rağmen ekmek fırından markete ulaşır, otobüsler sefere çıkar, çocuklar okula gider. Peki insanları bu kadar düzenli bir şekilde bir arada tutan şey nedir? Fransız sosyolog Emile Durkheim bu soruya “toplumsal dayanışma” kavramıyla yanıt verdi. Durkheim toplumsal dayanışma anlayışı, geleneksel köy toplumundan modern şehir yaşamına geçişi anlamak için bugün de en çok başvurulan fikirlerden biridir.

Emile Durkheim Kimdir?

Durkheim, sosyolojinin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilir. Onu önemli kılan şey, toplumu bilimsel yöntemlerle incelenebilecek bir gerçeklik olarak görmesidir. Ayrıca sosyolojiyi üniversitelerde ayrı bir bilim dalı hâline getirmek için ömür boyu çalıştı.

Hayatı ve Akademik Kariyeri

Emile Durkheim, 15 Nisan 1858’de Fransa’nın Lorraine bölgesindeki Épinal kasabasında doğdu. Paris’teki ünlü École Normale Supérieure’de felsefe okudu. Mezun olduktan sonra bir süre liselerde öğretmenlik yaptı. 1887’de Bordeaux Üniversitesi’nde sosyal bilimler ve pedagoji dersleri vermeye başladı. Bu dersler, Fransa’da üniversitelerde verilen ilk resmî sosyoloji dersleri oldu.

Durkheim, 1902’de Paris’teki Sorbonne’a geçti. Birinci Dünya Savaşı sırasında oğlu André cephede hayatını kaybetti. Bu kayıp onu derinden sarstı. Durkheim, 15 Kasım 1917’de Paris’te öldü.

Başlıca Eserleri

Durkheim’ın dört büyük eseri sosyolojinin temel kitapları arasında yer alır:

  • Toplumsal İşbölümü Üzerine (1893): Toplumsal dayanışma kuramını ortaya koyduğu doktora tezi.
  • Sosyolojik Yöntemin Kuralları (1895): Sosyolojinin nasıl bir bilim olması gerektiğini anlatır.
  • İntihar (1897): Bireysel görünen bir davranışın toplumsal nedenlerini araştırır.
  • Dinsel Yaşamın İlkel Biçimleri (1912): Dinin toplumu nasıl bir arada tuttuğunu inceler.

Durkheim’ın hayatı ve eserleri hakkında daha ayrıntılı bilgiye Internet Encyclopedia of Philosophy’deki Durkheim maddesinden ulaşabilirsiniz.

Durkheim’a Göre Toplumsal Dayanışma Nedir?

Toplumsal dayanışma, kısaca bireyleri bir toplum içinde birbirine bağlayan bağların bütünüdür. Durkheim’a göre bu bağlar her toplumda aynı değildir. Toplum değiştikçe insanları bir arada tutan bağın niteliği de değişir.

Kolektif Bilinç Kavramı

Durkheim’ın kuramını anlamak için önce “kolektif bilinç” kavramını bilmek gerekir. Kolektif bilinç, bir toplumun üyelerinin ortak olarak paylaştığı inançlar, değerler ve duygulardır. Örneğin bir topluluğun neyi kutsal, neyi ayıp, neyi suç saydığı bu ortak bilincin parçasıdır.

Durkheim’a göre bu ortak bilinç bazı toplumlarda çok güçlüdür ve bireyin hayatını neredeyse tamamen belirler. Öte yandan bazı toplumlarda daha zayıf ve soyuttur. Bu fark, onu iki tür dayanışma tanımlamaya götürdü: mekanik ve organik dayanışma.

Mekanik Dayanışma: Benzerlikten Doğan Bağ

Mekanik dayanışma, insanların birbirine benzediği için bir arada durduğu toplumlarda görülür. Bu toplumlar genellikle küçük ölçekli, geleneksel ve akrabalık ilişkilerine dayalıdır.

Mekanik Dayanışmanın Özellikleri

Bu tür toplumlarda işbölümü çok sınırlıdır. İnsanlar çoğunlukla benzer işler yapar; işbölümü daha çok yaşa ve cinsiyete göre şekillenir. Ayrıca herkes aşağı yukarı aynı dini inançlara, aynı geleneklere ve aynı yaşam tarzına sahiptir.

Bu nedenle kolektif bilinç son derece güçlüdür. Birey, kendi farklılığını öne çıkarmaktan çok topluluğun bir parçası olarak yaşar. Kurallara uymayan kişi, yalnızca bir kuralı değil, herkesin ortak duygularını çiğnemiş sayılır.

Varsayımsal Bir Örnek

Yüz yıl önceki küçük bir dağ köyünü düşünelim (varsayımsal örnek). Ailelerin çoğu tarım ve hayvancılıkla geçinir. Herkes aynı camiye ya da kiliseye gider, aynı bayramları kutlar, aynı türküleri bilir. Bir aile kendi yiyeceğini büyük ölçüde kendisi üretebilir. Köylüleri birbirine bağlayan şey, birbirine ihtiyaç duymaları değil, birbirine benzemeleridir. Durkheim bu bağa “mekanik” der, çünkü parçalar bir makinedeki aynı dişliler gibi birbirinin benzeridir.

Organik Dayanışma: Farklılıktan Doğan Bağ

Organik dayanışma ise modern, kalabalık ve sanayileşmiş toplumların dayanışma biçimidir. Bu toplumlarda insanları bir arada tutan şey benzerlik değil, karşılıklı bağımlılıktır.

İşbölümü ve Uzmanlaşma

Modern toplumda herkes farklı bir iş yapar. Bir kişi öğretmen, bir başkası elektrikçi, bir diğeri yazılımcı veya kamyon şoförüdür. Bu uzmanlaşma sayesinde kimse tek başına yaşamını sürdüremez. Örneğin bir doktor, yediği ekmek için fırıncıya, oturduğu bina için inşaat işçisine, ilaçlar için kimya sektörüne muhtaçtır.

Durkheim bu dayanışmaya “organik” adını verdi. Çünkü bir canlı organizmada kalp, akciğer ve beyin farklı işler yapar ama hepsi birbirine bağlıdır. Toplumda da farklı meslekler, tıpkı organlar gibi bir bütünü ayakta tutar.

Bireyselliğin Yükselişi

Organik dayanışmanın gelişmesi için kolektif bilincin bir ölçüde zayıflaması gerekir. Böylece insanlar daha fazla bireysel tercih yapabilir, farklı inanç ve yaşam tarzlarına sahip olabilir. Ancak Durkheim’a göre bu durum toplumun dağılması anlamına gelmez. Tam tersine, farklılıklar yeni bir bağ türü yaratır.

Somut bir örnek vermek gerekirse 2020’deki salgın döneminde market çalışanları, kuryeler, temizlik personeli ve sağlık çalışanları olmadan şehir yaşamının sürmeyeceği açıkça görüldü. Bu tablo, organik dayanışmanın gündelik hayattaki en net yansımalarından biriydi.

Mekanik ve Organik Dayanışmanın Karşılaştırması

ÖzellikMekanik DayanışmaOrganik Dayanışma
Bağın kaynağıBenzerlikKarşılıklı bağımlılık
Toplum tipiKüçük, gelenekselBüyük, modern, sanayileşmiş
İşbölümüSınırlıGelişmiş ve uzmanlaşmış
Kolektif bilinçGüçlü ve kapsayıcıDaha zayıf ve soyut
BireysellikDüşükYüksek
Baskın hukuk türüCezalandırıcı (baskıcı)Onarıcı

Hukuk: Dayanışmanın Görünür Yüzü

Dayanışma gözle görülmeyen bir şeydir. Bu yüzden Durkheim onu ölçmek için görünür bir göstergeye ihtiyaç duydu. Bu gösterge hukuktu.

Baskıcı Hukuk

Mekanik dayanışmanın güçlü olduğu toplumlarda baskıcı (cezalandırıcı) hukuk ağır basar. Bir suç işlendiğinde amaç, suçluyu cezalandırarak toplumun öfkesini dindirmektir. Çünkü suç, herkesin paylaştığı ortak duygulara yönelik bir saldırı olarak görülür. Bu nedenle cezalar sert ve herkesin önünde uygulanabilir.

Onarıcı Hukuk

Organik dayanışmanın öne çıktığı toplumlarda ise onarıcı hukuk gelişir. Ticaret hukuku, sözleşmeler hukuku ve idare hukuku bu türe örnektir. Burada amaç birini cezalandırmaktan çok, bozulan durumu eski hâline getirmektir. Örneğin bir sözleşmeye uymayan şirketin zararı tazmin etmesi istenir. Sonuç olarak hukukun dönüşümü, Durkheim’a göre toplumu bir arada tutan bağın da dönüştüğünü gösterir.

İşbölümü Neden Gelişir?

Durkheim, işbölümünün kendiliğinden ortaya çıkmadığını düşünüyordu. Ona göre bu süreç toplumsal yapıdaki değişimlerle açıklanmalıdır.

Nüfus ve Yoğunluk

Durkheim üç etkene dikkat çekti: toplumun hacmi, maddi yoğunluk ve ahlaki yoğunluk. Toplumun hacmi, nüfusun büyüklüğünü ifade eder. Maddi yoğunluk, insanların bir alanda ne kadar sık yaşadığını gösterir. Ahlaki yoğunluk ise insanlar arasındaki etkileşimin ne kadar arttığını anlatır.

Nüfus artıp şehirler kalabalıklaştıkça insanlar aynı kaynaklar için rekabet etmeye başlar. Herkes aynı işi yapsaydı bu rekabet çatışmaya dönüşebilirdi. Bu nedenle insanlar farklı alanlarda uzmanlaşır. Böylece rekabet, işbirliğine dönüşen bir işbölümü doğurur. Bu açıklama, nüfus ve yerleşmeyi inceleyen coğrafya ile sosyolojinin ne kadar iç içe olduğunu da gösterir.

Dayanışma Bozulduğunda: Anomi

Durkheim, işbölümünün her zaman sorunsuz işlemediğinin farkındaydı. Bazı durumlarda işbölümü dayanışma yerine kopukluk üretebilir.

Anomi Nedir?

Anomi, kısaca kuralsızlık ya da normsuzluk durumudur. Toplumsal kurallar zayıfladığında veya hızlı değişim karşısında yetersiz kaldığında bireyler neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kestiremez. Durkheim bu kavramı ilk kez 1893’teki işbölümü kitabında kullandı. Daha sonra intihar çalışmasında anominin intihar oranlarıyla ilişkisini inceledi.

İşbölümünün Anormal Biçimleri

Durkheim, işbölümünün “anormal” biçimlerinden de söz eder. Bunlardan biri anomik işbölümüdür: işbölümü vardır ama onu düzenleyen kurallar yoktur. Bir diğeri zorlayıcı işbölümüdür: insanlar yeteneklerine göre değil, doğdukları sınıf veya baskı nedeniyle belirli işlere zorlanır. Durkheim’a göre bu durumlarda organik dayanışma kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bu yüzden toplumun ekonomik düzenlemenin yanında ahlaki kurallara da ihtiyacı vardır.

Durkheim Toplumsal Dayanışma Kuramının Bugünkü Önemi

Durkheim’ın fikirleri yüz yılı aşkın süredir tartışılıyor. Kuramın güçlü yanları kadar eleştirilen yönleri de bulunur.

Günümüze Yansımaları

Kuram, kentleşme, göç ve küreselleşme gibi süreçleri anlamak için hâlâ kullanışlıdır. Örneğin köyden kente göç eden bir aile, mekanik dayanışmanın güçlü olduğu bir ortamdan organik dayanışmanın baskın olduğu bir ortama geçer. Bu geçiş sırasında yaşanan yalnızlık ve uyum sorunları, Durkheim’ın anomi kavramıyla açıklanabilir. Ayrıca küresel tedarik zincirleri, organik dayanışmanın artık ülke sınırlarını da aştığını gösterir.

Eleştiriler

Bununla birlikte kuram bazı açılardan eleştirilmiştir. Birincisi, toplumları “ilkel” ve “gelişmiş” diye sıralayan evrimci bakış açısı bugün sorunlu bulunur. İkincisi, Durkheim toplumu fazla uyumlu bir bütün olarak görmüş, çatışma ve güç ilişkilerini geri planda bırakmıştır. Örneğin Karl Marx işbölümünü sınıf çatışmasıyla açıklarken, Durkheim ondan farklı olarak sanayi toplumundan yepyeni bir toplum doğacağını öngörmedi.

Son olarak, iki dayanışma türü gerçek hayatta kesin çizgilerle ayrılmaz. Modern toplumlarda da milli bayramlar, ortak dini günler veya maç coşkusu gibi benzerliğe dayalı bağlar yaşamaya devam eder.

Sözün Kısası

Durkheim, toplumu bir arada tutan bağın zamanla değiştiğini gösterdi. Küçük ve geleneksel toplumlarda insanlar birbirine benzedikleri için bir arada durur. Modern toplumlarda ise farklı işler yaptıkları ve birbirlerine ihtiyaç duydukları için bağlanırlar.

Durkheim toplumsal dayanışma kuramı, bu dönüşümü hukuk, işbölümü ve anomi kavramlarıyla açıklar. Eleştirilere rağmen kuram, köyden kente göçten küresel ekonomiye kadar pek çok olguyu anlamak için güçlü bir çerçeve sunmaya devam ediyor.

Sık Sorulan Sorular

Emile Durkheim kimdir?

Emile Durkheim (1858–1917), sosyolojinin kurucularından kabul edilen Fransız sosyologdur. Sosyolojiyi üniversitelerde bağımsız bir bilim dalı hâline getirmek için çalışmıştır.

Durkheim’a göre toplumsal dayanışma nedir?

Toplumsal dayanışma, bireyleri bir toplum içinde birbirine bağlayan bağların bütünüdür. Durkheim bu bağın mekanik ve organik olmak üzere iki biçimde görüldüğünü söyler.

Mekanik dayanışma ile organik dayanışma arasındaki fark nedir?

Mekanik dayanışma benzerliğe dayanır ve küçük, geleneksel toplumlarda görülür. Organik dayanışma ise işbölümünden doğan karşılıklı bağımlılığa dayanır ve modern toplumlarda baskındır.

Kolektif bilinç ne demektir?

Kolektif bilinç, bir toplumun üyelerinin ortak olarak paylaştığı inanç, değer ve duygulardır. Mekanik dayanışmada güçlü, organik dayanışmada daha zayıf ve soyuttur.

Durkheim hangi eserinde toplumsal dayanışmayı anlatır?

Durkheim, toplumsal dayanışma kuramını 1893’te yayımlanan “Toplumsal İşbölümü Üzerine” adlı doktora tezinde ortaya koymuştur.

Anomi nedir?

Anomi, toplumsal kuralların zayıfladığı veya yetersiz kaldığı kuralsızlık durumudur. Durkheim bu kavramı işbölümünün bozulduğu durumları açıklamak için kullanmıştır.

Durkheim’a göre işbölümü neden gelişir?

Durkheim’a göre nüfusun artması, insanların daha yoğun yaşaması ve etkileşimin çoğalması rekabeti artırır. İnsanlar bu rekabeti uzmanlaşarak çözer ve işbölümü gelişir.

Bir Cevap Yazın

Kamil Uğraş Türkoğlu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin