Buzul Hareketleri ve Erozyon

Buzul hareketleri ve erozyon, yüksek dağların ve kutup bölgelerinin görünümünü değiştiren başlıca doğal süreçlerdendir. İlk bakışta hareketsiz görünen buzullar, kendi ağırlıklarının etkisiyle yavaşça ilerler. Hareket eden buz; kayaçları aşındırır, kopardığı parçaları taşır ve geçtiği arazide belirgin izler bırakır.

Bu süreç yalnızca günümüzde buzullarla kaplı alanlarda görülmez. Bugün buz bulunmayan birçok dağlık bölgede de geçmiş buzul dönemlerinden kalan çanaklar, geniş vadiler, keskin sırtlar ve göller bulunur. Bu yer şekilleri, bir bölgenin geçmiş iklim koşulları hakkında önemli ipuçları verir.

Buzul Nedir ve Nasıl Oluşur?

Buzul, karada oluşan ve kendi ağırlığı altında hareket edebilen kalıcı bir buz kütlesidir. Bir yerde yalnızca kar bulunması, orada buzul olduğu anlamına gelmez. Karın uzun yıllar boyunca tamamen erimeden birikmesi, sıkışması ve buzul buzuna dönüşmesi gerekir.

Karın buzul buzuna dönüşmesi

Soğuk bölgelerde veya yüksek dağlarda kışın yağan karın bir bölümü yaz aylarında erimeden kalabilir. Sonraki yıllarda yeni kar tabakaları eskilerinin üzerine eklenir. Üstteki karın ağırlığı, alttaki tabakaları sıkıştırır.

Sıkışan kar önce taneli ve yoğun bir ara evreye, ardından daha sert buzul buzuna dönüşür. Buz kütlesi yeterince kalınlaştığında yerçekiminin etkisiyle hareket etmeye başlar.

Dağ buzulları ve örtü buzulları

Buzullar bulundukları yere ve kapladıkları alana göre farklı biçimler alır. Dağ buzulları, yüksek alanlardaki çanaklarda veya vadilerde gelişir. Vadi boyunca uzanan buzullar, mevcut yeryüzü şekillerinin yönlendirdiği bir yol izler.

Örtü buzulları ise çok geniş alanları kaplar. Bu büyük buz kütleleri vadilerle sınırlı değildir; merkezdeki yüksek ve kalın kesimlerden çevreye doğru yayılır. Antarktika ve Grönland, günümüzde örtü buzullarının en belirgin olduğu alanlardır.

Buzul Hareketleri Nasıl Gerçekleşir?

Buz, kaya kadar sert görünse de büyük basınç altında yavaşça biçim değiştirebilir. Buzul hareketleri temel olarak buzun kendi içinde şekil değiştirmesi ve taban üzerinde kaymasıyla gerçekleşir. Bu iki hareket biçiminin payı her buzulda aynı değildir.

Buzulun içten biçim değiştirme ve taban kaymasıyla hareketi

Buzun içten biçim değiştirmesi

Kalın buz tabakalarının ağırlığı, buzulun alt ve orta kesimlerinde büyük bir basınç oluşturur. Bu basınç nedeniyle buz, çok yavaş hareket eden yoğun bir madde gibi davranır. Buz kristalleri yer değiştirirken buzul kütlesi de eğim yönünde ilerler.

Hareket her noktada eşit değildir. Taban ve vadi kenarları kaya yüzeylerine sürtündüğü için daha yavaş ilerler. Yüzeye ve orta bölüme yakın buz ise çoğu zaman daha hızlı hareket eder.

Taban üzerinde kayma

Buzulun altına ulaşan erime suyu, buz ile zemin arasındaki sürtünmeyi azaltabilir. Böylece buzul, ana kaya veya suya doymuş gevşek malzeme üzerinde kayabilir. Buna taban kayması denir.

Taban sıcaklığı, su miktarı, zeminin yapısı ve yüzey eğimi kaymanın etkisini değiştirir. Bu nedenle her buzul aynı hızda veya aynı biçimde ilerlemez.

Çatlaklar neden oluşur?

Buzul engebeli bir zeminden geçerken farklı bölümleri farklı hızlarda hareket edebilir. Bu hız farkı, özellikle yüzeye yakın daha kırılgan buz tabakasında gerilim oluşturur.

Gerilim buzun dayanabileceği düzeyi aştığında buzul çatlakları meydana gelir. Çatlakların yönü ve genişliği; zeminin eğimine, buzulun hızına ve vadi biçimine göre değişebilir.

Buzulun ilerlemesi ve geri çekilmesi

Bir buzulun cephesinin ilerlemesi, hareket hızından çok kütle dengesiyle ilişkilidir. Birikme, erime ve diğer kayıplardan fazlaysa buzul büyüyebilir ve cephesi ilerleyebilir. Kayıplar birikmeyi aşarsa cephe geri çekilir.

Buzul cephesinin geri çekilmesi, buzun vadi içinde geriye doğru aktığı anlamına gelmez. Buz, cephe yönünde hareket etmeyi sürdürür; ancak uç kesimdeki erime, buraya ulaşan yeni buz miktarından daha fazladır.

Buzul Hareketleri ve Erozyon Arasındaki İlişki

Buzul erozyonu, hareket eden buzun kayaçları aşındırması, yerinden koparması ve taşımasıdır. Buzul ne kadar büyük olursa olsun hareket etmiyorsa aşındırma gücü önemli ölçüde azalır. Bu nedenle buzun kalınlığı kadar hareketi ve zeminle ilişkisi de önemlidir.

Buzullar yeryüzünü başlıca iki yolla aşındırır: kazıma ve koparma. Bu süreçler çoğu yerde birlikte işler.

Buzul tabanında kazıma ve kaya parçalarının koparılması

Kazıma

Buzulun tabanındaki buz genellikle temiz değildir. Kum, çakıl ve kaya parçaları buzun içine gömülmüş durumdadır. Buzul ilerledikçe bu parçalar ana kayaya sürtünür ve yüzeyi aşındırır.

Kazıma, zımpara kağıdının bir yüzeyi aşındırmasına benzetilebilir. Ancak buzulun taşıdığı malzemelerin büyüklüğü ve uyguladığı basınç çok değişkendir. İnce parçalar kayaları parlatabilirken daha büyük parçalar yüzeyde oluklar ve çizikler bırakabilir.

Bu çiziklerin yönü, geçmişteki buzul hareketinin doğrultusunu belirlemeye yardımcı olur. Böylece günümüzde buz bulunmayan bir alanda bile eski buzulun hangi yönde ilerlediği anlaşılabilir.

Koparma

Ana kaya üzerindeki çatlaklara giren su donduğunda genişleyerek kayacı zayıflatabilir. Buzul, zayıflayan veya çatlaklarla ayrılmış kaya parçalarının üzerinden geçerken bunları yerinden söküp bünyesine katabilir.

Koparılan parçalar buzulla birlikte taşınır. Bu parçalar daha sonra kazıma sürecine katılarak başka yüzeyleri de aşındırabilir. Kayacın çatlaklı yapısı, tabandaki su ve buzulun uyguladığı basınç koparmanın etkisini belirler.

Aşındırmanın gücünü belirleyen etkenler

Buzul erozyonunun şiddeti tek bir nedene bağlı değildir. Başlıca belirleyiciler şunlardır:

  • Buzulun kalınlığı ve zemine uyguladığı basınç
  • Hareket hızı
  • Taban ile kaya yüzeyi arasındaki su miktarı
  • Buzulun taşıdığı kaya parçalarının miktarı ve büyüklüğü
  • Ana kayanın sertliği, çatlakları ve tabakalı yapısı
  • Arazinin eğimi ve vadinin biçimi
  • Buzulun aynı alan üzerinde etkili olduğu süre

Kalın veya hızlı hareket eden her buzul aynı ölçüde aşındırma yapmaz. Örneğin tabanı zemine donmuş bir buzulun aşındırma biçimi, tabanında erime suyu bulunan bir buzuldan farklı olabilir.

Buzul Erozyonuyla Oluşan Yer Şekilleri

Buzul aşındırması tek tip bir arazi meydana getirmez. Ortaya çıkan şekiller, buzulun büyüklüğüne, hareket yönüne, kayaç yapısına ve önceki yer şekillerine göre değişir.

Sirk, U biçimli vadi, asılı vadi, keskin sırt ve fiyort

Sirkler ve buzul gölleri

Dağların yüksek kesimlerinde karın uzun süre biriktiği çanaklar, buzulun hareketi ve aşındırmasıyla giderek genişleyip derinleşebilir. Amfitiyatroya benzeyen bu çanaklara buzul sirki denir.

Buzul eridikten sonra sirk tabanında su birikirse küçük bir buzul gölü oluşabilir. Kaçkar Dağları ve Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde geçmiş buzullaşma dönemlerinden kalan sirkler ile buzul göllerine rastlanır.

U biçimli buzul vadileri

Akarsular genellikle tabanı dar, yamaçları eğimli V biçimli vadiler açar. Bir vadiye yerleşen buzul ise yalnızca tabanı değil, yamaçları da aşındırır. Bunun sonucunda vadi genişler, tabanı düzleşir ve yamaçları dikleşir.

Buzul çekildiğinde geride tabanı geniş, yamaçları dik U biçimli bir vadi kalır. ABD Ulusal Park Servisi, bu biçimin buzulun aşındırmayı vadinin bütün tabanına ve kenarlarına yaymasıyla geliştiğini belirtir.

Asılı vadiler

Küçük bir yan buzul, daha büyük bir ana buzula bağlandığında iki buzulun aşındırma gücü aynı olmaz. Ana buzul vadisini daha fazla derinleştirirken yan buzulun vadisi daha yüksekte kalabilir.

Buzullar ortadan kalktığında yan vadi, ana vadinin yamacında asılı görünür. Bu tür vadilerin ağızlarında sık sık şelaleler gelişir. Yosemite Vadisi’ndeki Bridalveil Şelalesi, asılı vadiyle ilişkili tanınmış örneklerden biridir.

Keskin sırtlar ve sivri doruklar

İki komşu buzul sirki veya vadisi bir dağ sırtını farklı yönlerden aşındırdığında aradaki bölüm giderek daralır. Sonuçta bıçak ağzını andıran keskin bir sırt oluşabilir.

Bir dağın çevresindeki birkaç sirk farklı yönlerden geriye doğru aşındığında ise piramide benzeyen sivri bir doruk ortaya çıkabilir. İsviçre ile İtalya sınırındaki Matterhorn, bu tür dorukların en tanınmış örneklerinden biridir. Bununla birlikte doruğun son biçimini yalnızca buzullar değil, kayaç yapısı, ayrışma ve kütle hareketleri de etkiler.

Hörgüç kayalar

Buzulun üzerinden geçtiği dirençli bir kaya kütlesinin buzulun geliş yönüne bakan tarafı kazımayla daha yumuşak ve eğimli hale gelebilir. Diğer tarafta ise koparma daha etkili olur ve daha dik, pürüzlü bir yüzey gelişir.

Bu asimetrik kaya şekillerine hörgüç kaya denir. Biçimin iki tarafı arasındaki fark, eski buzul hareketinin yönünü anlamaya yardımcı olabilir.

Fiyortlar

Buzullar bazı kıyı vadilerini deniz seviyesinin altına kadar derinleştirebilir. Buzul çekildikten ve deniz bu vadileri doldurduktan sonra uzun, dar ve dik yamaçlı koylar oluşur. Bunlara fiyort denir.

Norveç coğrafyası, buzul vadilerinin denizle dolması sonucunda gelişen fiyortların en belirgin örneklerini sunar. Sognefjord ve Geirangerfjord bunlar arasındadır. Fiyort oluşumunda buzul aşındırmasının yanında deniz seviyesi değişimleri ve kıyının jeolojik yapısı da rol oynar.

Buzulların Taşıdığı Malzemeler Ne Olur?

Buzul erozyonu yalnızca yüzeyin aşındırılmasıyla sınırlı değildir. Buzul, kopardığı veya üzerine düşen malzemeleri hareket yönünde taşır. Buz eridiğinde taşıma gücü ortadan kalkar ve malzemeler bulundukları yerde birikir.

Kaya parçalarının taşınması

Bir buzul; ince kaya unundan iri bloklara kadar çok farklı boyutlarda malzeme taşıyabilir. Malzemeler buzulun tabanında, içinde veya yüzeyinde bulunabilir.

Akarsular taşları büyüklüklerine göre daha belirgin biçimde ayırabilir. Buzullar ise irili ufaklı malzemeleri çoğu zaman birlikte bırakır. Bu nedenle buzul birikintileri genellikle düzensiz bir görünüm sergiler.

Morenlerin oluşması

Buzulun taşıyıp bıraktığı kaya, kum ve kil karışımından oluşan birikintilere genel olarak moren denir. Morenler buzulun kenarında, tabanında, ortasında veya ulaştığı son noktada gelişebilir.

Morenlerin yeri ve biçimi, eski buzulun genişliği ile hareketi hakkında bilgi verebilir. Ancak bir arazinin geçmişini yorumlarken yalnızca morenlere bakılmaz; aşındırma izleri, vadiler, göller ve kaya yüzeylerindeki çizikler de birlikte değerlendirilir.

Buzul Erozyonunun Coğrafi Önemi

Buzullar, dünyanın farklı bölgelerinde çok büyük alanların yeryüzü şekillerini değiştirmiştir. Bu etkinin sonuçları, buzullar ortadan kalktıktan binlerce yıl sonra bile görülebilir.

Geçmiş iklimlerin izlerini taşır

Günümüzde ılıman koşulların görüldüğü bir dağda sirkler, morenler ve U biçimli vadiler bulunması, geçmişte daha soğuk koşulların yaşandığını gösterebilir. Araştırmacılar bu şekillerin konumunu ve yaşını inceleyerek eski buzulların kapladığı alanları belirlemeye çalışır.

Tek bir yer şekli kesin bir sonuç vermeyebilir. Güvenilir bir değerlendirme için arazi gözlemleri, çökeller, kaya yüzeyleri ve yaşlandırma bulguları birlikte ele alınır.

Gölleri ve kıyıları biçimlendirir

Buzulların aşındırdığı çanaklar, buz çekildikten sonra suyla dolarak göle dönüşebilir. Kanada Kalkanı’ndaki çok sayıdaki gölün dağılışı, geçmiş buzullaşmanın arazi üzerindeki geniş etkisini gösterir. Bu nedenle Kanada coğrafyası, buzul aşındırmasının kıta ölçeğindeki sonuçlarını gözlemlemek için dikkat çekici bir örnektir.

Kıyılarda ise deniz altında kalan buzul vadileri fiyortları meydana getirir. Böylece geçmiş buzul hareketleri günümüzde kıyı biçimini, ulaşım yollarını ve yerleşmelerin dağılışını etkileyebilir.

Diğer dış kuvvetlerle birlikte çalışır

Buzullar bir araziyi tek başına biçimlendirmez. Ayrışma kayaçları zayıflatır, akarsular erime sularını ve gevşek malzemeleri taşır, yerçekimi dik yamaçlarda kaya düşmelerine yol açar.

Buzul çekildikten sonra açığa çıkan arazi üzerinde akarsu erozyonu ve yatak şekilleri gelişmeye devam eder. Bu nedenle yer şekillerini açıklarken buzullar, akarsular ve diğer dış kuvvetler arasındaki ilişkiyi dikkate almak gerekir.

Sözün Kısası

Buzul hareketleri ve erozyon, büyük buz kütlelerinin kendi ağırlıkları altında hareket ederek yeryüzünü aşındırması ve kopardığı malzemeleri taşımasıdır. Buzullar, içten biçim değiştirme ve taban üzerinde kayma yoluyla ilerler.

Hareket eden buz, kaya yüzeylerini kazır ve çatlaklı kaya parçalarını yerinden koparır. Bu süreç sonucunda sirkler, U biçimli vadiler, asılı vadiler, keskin sırtlar, sivri doruklar ve fiyortlar gelişebilir.

Ortaya çıkan şekiller yalnızca buzun varlığına bağlı değildir. Buzulun kalınlığı, hareket hızı, tabanındaki su, kayaç yapısı, eğim ve aşındırmanın süresi birlikte etkili olur.

Sık Sorulan Sorular

Buzul hareketleri ve aşındırma süreçleri hakkında en sık karşılaşılan soruların kısa cevapları şöyledir.

Buzullar gerçekten hareket eder mi?

Evet. Buzullar kendi ağırlıkları altında içten biçim değiştirerek ve taban üzerinde kayarak hareket eder.

Buzul geri çekilirken buz ters yönde mi akar?

Hayır. Buz, buzulun uç kısmına doğru hareket etmeyi sürdürebilir. Cephedeki erime, buraya ulaşan buz miktarından fazla olduğu için buzulun sınırı geriler.

Buzul erozyonu nasıl gerçekleşir?

Buzul, tabanındaki taşlarla kaya yüzeyini kazır ve çatlaklı kaya parçalarını yerinden koparır. Koparılan malzemeler buzulla birlikte taşınır.

U biçimli vadi ile V biçimli vadi arasındaki fark nedir?

U biçimli vadiler genellikle buzulların tabanı ve yamaçları birlikte aşındırmasıyla oluşur. V biçimli vadilerde ise akarsuların yatağı derine doğru aşındırması daha belirgindir.

Fiyort nasıl oluşur?

Buzulun deniz seviyesinin altına kadar aşındırdığı derin bir vadinin daha sonra deniz sularıyla dolması sonucunda fiyort oluşur.

Moren bir aşındırma şekli midir?

Hayır. Moren, buzulun taşıdığı malzemeleri erime sırasında bırakmasıyla oluşan bir birikim şeklidir.

Eski bir buzulun hareket yönü anlaşılabilir mi?

Kaya yüzeyindeki çizikler, hörgüç kayaların biçimi, vadilerin doğrultusu ve taşınmış malzemelerin dağılışı eski hareket yönünün belirlenmesine yardımcı olabilir.

Bir Cevap Yazın

Kamil Uğraş Türkoğlu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin